Allah » Islam Ислам :: Xeberler Новости :: Video Видео :: Futbol :: Zarafatlar Шутки :: Resmler Картинки :: Oyunlar Игры :: Intellektual Интеллектуальный :: Sevgi :: Avtos və avtomobillər :: SMS :: Proqramlar Программы :: Flash :: Derslikler Учебники :: Muxtelif Разное
Уважаемый посетитель, Вы зашли на сайт как незарегистрированный пользователь. Мы рекомендуем Вам зарегистрироваться либо зайти на сайт под своим именем.
Ibrâhim aleyhisselâmi atese attiklari zaman bütün melekler, vahsi hayvanlar ve kuslar aglastilar ve etrafinda toplanip, ibrâhim aleyhisselâma bir yardym yapabilmenin çâresini aradilar. Bunlarin arasinda zayif bir bülbül yavrusu vardi. Kendini atase atacagi sida Allahü teâlâ, Cebrâil aleyhisselâma emredib buyurdu ki; - O kus tut ve ne dilegi oldugunu sor! Cebrâil aleyhisselâm kus tutup istedigini sorunca kus dedi ki: - Halilullah'i atese atiyorlar.Madem ki kurtarmag kâdir degilim bâri onunla beraber yanayim. Cebrâil aleyhisselâm, kusun bu cevabini Allahu tealaya arzedince:buyurdu ki: - O kusun benden diledigi nedir? Bülbül soyle dedi:Benim dünyada, Hak teâlânin adini anmakdan baska arzum yokdur.Binbir ismi oldugunu isittim.Yüzbirini biliyorum. Dokuz yüz ism-i serifini de bilmek isterim.
Hak teâlâ kusun dilegini yerine getirdi.
Simdi sahralarda feryad eden bulbul Allahu Tealanin ismini soylemekdedir.
Nemrud'un atesi,Ibrahim aleyhisselâma gülüstan olunca, bülbül gelip gül agacinda nagmeye basladi.O zamandan kiyamete kadar gül agacina muhabbet etti,aduuut oldu...
Efsaneye gore gulun rengi ag olubmush..Bulbuller de gule ashiq..Ne qeder edibse gul bulbule uz vermirmish.Sonda bu sevdaya dozmeyen bulbul gulun dalina qonunca gulun tikanlari bulbulun sinesine batmish...Axan qan gulun kokunden butasina kimi qalxmish ve o gunden guller qirmizi acmaga bashlamish...
EY her turlu korku ve tehlikeye qarshi kendisine siginanlari emniyyet altina Zul- Eman bizleri axiret gununde bagishla bizlere rehm et!!! Ey butun qusur ve noqsan sifetlerden munezzeh olan Subhan, Ey gizli aciq butun sesleri ve edilen butun dualari eshiden Sami, Sen her cur noqsan ve qusurlardan munezzehsin.Senden bashqa ilah yox ki bize imdat etsin.El aman, el aman!Bizi Cehennem ezabindan muhafize et!
EVET, DUALARIMIZA CEVAP Veriliyordu. Ama Biz Dua Ettiğimiz İçin Değil; O, “Ben İcabet Edenim” Dediği İçin…
Tanıdığım, konuştuğum, sık sık görüştüğüm, beraberce ders yaptığım insanların ortak bir niyetle olaylara yaklaştığını biliyorum. Hepimiz, kâinatın sahibini tanımak istiyoruz. Yaşadığımız olaylarda ve tanıdığımız mevcutlarda Ona giden bir yol bulmak istiyoruz. Bu çaba ise, görünürdeki sebep–sonuç zincirini aşmayı; sebeplerin sonuçlar üzerinde tesiri olmadığını anlamayı gerektiriyor. Rabbimizin güzel isimleri, sebeple sonucun arası açıldığında parıldıyor. O isimlere her an muhatap olma sorumluluğunu hisseden arkadaşlarımla, sürekli “sebepler” üzerinde sorgulamada bulunma gereği duyuyoruz. Bir ilkokul talebesi acziyetiyle, bu sorgulama, yıllardır sürüp gidiyor. Tüm sebepler sıkı bir imtihana tâbi tutulup, tek tek sorgudan geçiriliyor.
Teoride bunları farkeden insanlar olarak, çoğu kez, bu sırrı hayatımıza indirme problemi de yaşıyoruz. Sebepler âleminde yaşıyor, sonucu Müessir–i Hakikî’den beklemeye ve ondan bilmeye çalışıyoruz. Sözün kısası, bize düşenin “dua” olduğunu düşünüyor; ama sonuçta bazan sebeplere takılıyor, bazan da onları aşabiliyoruz.
Yakınlarda yaşadığım bir olay, sebepleri dünyamdan atma çabamda, hiç aklıma gelmeyen bir sebebe de tesir verdiğimi öğretti bana. Bir arkadaşım, çok zor gibi görünen, ama çok istediği birşeyin gerçekleştiğini söyledi. O şey için, daha önce, benden dua etmemi istemişti. Ben de, hatırlatıldıkça ettim. Gerçekleştiğini söylediği an dilimin ucuna gelen birkaç kelime ise, sebepleri aşma yolunda daha yürümem gereken çok adım olduğunu yüzüme vuracaktı. “O kadar dua ettik zaten”’ diyecektim ki, yutkundum. Aklımdan geçen buydu. “O kadar dua ettim. Başkaları da etti. Biz dua ettiğimiz için, o istek kabul edildi.”
Akıl yoluyla gelen bu zincirleme cümleler, âdeta “Sebepler tesirli değildir —ama benim duam hariç” demeye geliyordu. Sahiden öyle miydi? Biz dua ettiğimiz için mi oluyordu olanlar?
Yeni doğan bir bebeğin duasına doğduğu gün annesine gönderilen rahmet sağanağıyla cevap veriliyordu. Yumurtadan çıkan minicik kuşlar, tüm âcizlikleriyle ötüşüp ihtiyaçlarını dile getirirken, anne ve babalarının şefkatli yürekleriyle karşı karşıyaydılar. Bir tohum, büyümek isterken, ruhlarına çiçeklere hayranlık duygusu giydirilen insanların ellerinden dökülen suyla seviniyordu. Bütün mahlukları yaratan, onların yardım isteğine cevap verdiğini gösteriyordu. Çünkü Mûcib–i Rahîmdi, dualara merhametle cevap verendi. Vaadine de sâdıktı.
Kuruyan ağaçları, gizlenen çiçekleri, her bahar söz verdiği ve fıtrî dualarına icabet ettiği için tekrar canlandırıyordu. Söz verdiği gibi, suyu her yerde aynı derecede donduruyordu. Yaratışının her anında söz verdiğini yapıyor; va’dini bir öyle, bir böyle rastgele değiştirmiyordu. Bütün mevcutlar da, kendi dilleriyle, Onun hak söylediğini ilan ediyordu. Bütün hadiseler Onun doğru söyleyen olduğunu gösteriyordu konuşan âyetlerle. Çünkü, Mucib olan o Rab, “Dua edin, icabet edeyim” demişti bize. Ve o beyanına da sâdıktı. Evet, dualarımıza cevap veriliyordu. Ama biz dua ettiğimiz için değil; O, “Ben icabet edenim” dediği için… Mucib–i Rahîm ve Sâdıku’l–Va’d olduğu için…
Kalbim bu gerçeğe “evet” dediğinde, aklımdan temizlenmesi gereken sebeplere, biraz geç de olsa, bir yenisi daha ekleniyordu.
Birinizin yamalı bir elbise giymesi, kendisine güven duyuran bir görünüm vererek bedelini ödeyemeyeceği bir elbise alıp giymesinden daha iyidir Hadis-i Şerif
İnsanlarla alay eden kimseler var ya, kıyamette onlardan birine cennetten bir kapı açılır. Haydi gel denilir. O kişi, kapının önüne varınca, kapı yüzüne kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. Haydi gel! denilir. O kapıya da ümitle koşar. Fakat yanına varınca, o kapı da yüzüne kapanır. Ve böylece, kapı açılıp kapanma durumu sürüp gider. Nihayet, kişiye cennetten gerçek bir kapı açılır. Haydi gel, bu sefer gir! denilir. Ama adam, yine suratıma kapatılır endişesiyle, bu açık kapıya yanaşmaz. (Alaycılığın cezasını, bu şekilde alaya alınarak bulur.) Hadis-i Şerif
Adalet güzeldir. Fakat idarecilerde olursa, daha güzeldir. Cömertlik güzeldir. Fakat zenginlerde olursa daha güzeldir. Dinde titizlik güzeldir.Fakat alimlerde olursa daha güzeldir.Sabır güzeldir. Fakat fakirlerde olursa daha güzeldir.Tövbe güzeldir.Fakat gençlerde olursa daha güzeldir.Utanma duygusu (haya) güzeldir. Fakat kadınlarda olursa daha güzeldir. Hadis-i Şerif
ey Allahim, arzularimiza catdir bizi qurban olum sene ne olar? ve dindar_insan@yahoo.com mailini sekli gonderin dini sekli olsun Allahim sen hamiya elecde menim ailemi ruzili bereketli ve sefa ehsan eyle qurbann olum sene arzularima catdir
365–Peyрəmbəri-əkrəm (s.ə.v.v.) buyurur: Цlmью юəxsin cənazəsi (dəfn olunmaq ьзьn) aparэlan zaman ruhu cəsədinin ьstьndə dayanэb fəryad edər: Ey цvladlarэm, ey qohumlarэm, olmaya dьnya məni aldatdэрэ kimi sizi də aldada! Halal-haramэ yэрэb baюqalarэ ьзьn qoydum, zəhməti mənim, ləzzəti isə baюqalarэnэn oldu! (Hesab-kitabэnэ, əzabэnэ mən зəkəcəyəm). Bəs зalэюэn, mənim gьnьmə dьюməyin
SALAM MUSELMAN BACI VE QARDASHLAR! TANRI CEMI BENDELERIN IBADETINI, ORUCUNU QEBUL ETSIN! MUQEDDES RAMAZAN BAYRAMINIZ HER ZAMAN XOSH EHVAL BEXSH ETSIN! BAYRAMINIZ MUBAREK! QİYAMƏT GUNUNDƏ ALLAHİN RƏSULUNA (S) ƏN YAXIN VƏ LAYİQLİ İNSAN O HƏZRƏTƏ ÇOXLU SALAVAT GÖNDƏRƏN SƏXS OLAR. BOSH VAXTINIZI YALNIZ SALAVAT GONDERMEKLE, TANRIYA SHUKR DUALAR ETMEKLE SEMERELI KECHIRIN, QELBINIZ RAHATLIQ TAPAR! ALLAHA TEVEKKUL EDIN EZIZ INSANLAR! ALLAH AMANINDA